Bu kafeye gelmeyi seviyor. Baristaların sesleri, kahve kokusu, kafede oturanların sesleri birbirine karışıyor. Salınan bu havayı tüm sıcaklığı ile içine almak istiyor. Belki huzur bulur böylece. Küçük masasında duran kahvesine, kahvaltı niyetine kemirdiği kruvasanına bakıyor, defteri ve kalemi masanın üzerinde. Bir fikri olacak biliyor, bir balıkçının oltasını nereye attığını bilmesi gerekli, o da sabırla aklının derinliklerinde yüzen düşüncelere odaklanmalı, zamanı gelince bir fikri olacak.
Dün evinde, okuduğu bütün kitapları gözden geçirdi, konularına göre dizdi, gözleri kapalı ciltlerini okşadı, sayfalardan taşan sözcükleri içine almak istedi, bu kadar sözcük fazla geldi, başı döndü. Yatağına yattı, gece boyunca uyuyamadı, salondaki kanepede bir sağa bir sola döndü. Rüyasında fikrinin ne olduğunu Sevin fısıldadı kulağına, Sevin kendisinin henüz düşünemediği fikrini nereden bilecek ki. Yarı-uykusundan sabaha karşı ayıldı, bir daha uyuyamadı sonra. Bu kafenin açılmasını bekledi sabaha kadar.
İçeri giren ilk müşteri oldu, şimdi camın kenarındaki masasında oturuyor sokakta geçenlere bakıyor, böylece fikrini bulması gerektiğini ve baş ağrısını unutuyor bir süreliğine. İçerisi daha kalabalık artık, şehir çoktan uyandı bile. Tezgahın önünde siparişlerini vermek için kuyrukta bekleyenlere bakıyor. Barista alışkın hareketlerle kahve makinesinden dumanlar çıkarıyor. Daha önce -bir zaman- burada değil miydi, çok sıradan geliyor her şey birden, kahvesinin tadı gibi. Ayağa kalksa, kırsa bu biteviye akışı, bir fikri olmalı ama. Kapı açılıyor hızlıca, sokağın rengi, sesi işgal ediyor, kafenin sınırını. Kapıdan içeri geçen iki genci görüyor. Oğlan kıza durmadan bir şeyler anlatıyor, kızsa, dudaklarında hafif bir gülümseme ile dinliyor, arada kısa sorularla bölüyor oğlanı. Genç adamın bir fikri olmalı, güzel kıza anlattığı.
Dışarda, caddede bir hareketlenme oluyor sanki, gene de trafik tıkanıyor, araçlar bekliyor. İlerideki sokağın köşesinden, yüzlerini bandanalarla sarmış kasklı, gaz maskeli göstericilerin oluşturduğu bir grup beliriyor. Birbirini çeken su zerrecikleri gibi, birleşip-dağılıp, duran araçların arasından, kaldırımlardan ilerliyorlar, slogan atıyorlar ellerinde renkli bayraklar, pankartlar. Gaz maskeli polisler çıkıyor sokak aralarından, polisler tek renk göstericiler renkli, göstericilerle gizli bir sözleşmeleri mi var burada buluşmak için.
Göstericiler ve polisler iki dalga gibi çarpışıyor duman içerisinde ağır çekimde hareket eden figürler, bir kadın yere düşüyor, alnından kan akıyor. Demin konuşan genç adam fırlıyor, kız arkadaşıyla kafenin görece güvenli ortamına taşıyorlar yaralanan kadını. Kadın görmedikleri bir uzaklığa bakıyor.
O da kalkıyor ayağa, bu göstericilerin bir fikri olmalı, hatırlıyor ki, eğer biliyorsan ve harekete geçmiyorsan bilmiyorsun demektir, oysa o bilmek istiyor. Kapıda birikenleri iterek önünde dalgalanan, bir ileri gidip bir geri çekilen göstericilerin topluluğuna katılıyor. Ruhunun yükseldiğini hissediyor, karnının derinliklerinden, kasıklarından. Doğmakta olan fikrinin kendisini bulacağını biliyor şimdi, yüzü aydınlanıyor, başını çeviriyor, gördüğü son şey kendisine doğru hızla gelmekte olan bir gaz fişeği oluyor.
Barış Toprak
Eylül 2021